Kitapyurdu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Annemin bebişime yaptıkları (4)

 














Bebeğimin takıyastığı.














Bebeğimin battaniyesi.

17.hafta

14.05.2013 Bu sabah kalktım herşey iyiydi. Annemler işleri olduğu için dışarı çıkacaklardı bende beni eve bırakmalarını istedim, hem eşimi görürüm hem de adıma bir posta gelmiş evde bulamayınca yarın tekrar geleceğiz diye not bırakmışlar onu alırım dedim.

Eve gittim eşim uyuyordu, yanına uzandım. Evden epeydir uzaktayım annemlerde kaldığım için hem evimi hem eşimi çok özlüyorum. Bazı akşamlar eşim annemlere geliyor yemek yiyip oturuyoruz. O yüzden yatağıma yatınca burnumun direğinin sızladığını hissettim. Sonra birlikte kalktık, eşim güzel bir kahvaltı hazırladı. Biraz Televizyon seyrettik. Bir tuvalete gideyim dedim ki yine bir kanama geçiriyorum. Şoklardayım. Hemen doktorumu aradım, sakin olmamı kanamanın çok olup olmadığını sordu. Çok değildi ama ben endişelenmiştim. Regl günlerim olup olmadığını sordu. En son 15 Ocak ta regl olmuştum. Bazı gebeliklerde regl dönemlerde ufak kanamalar olabileceğini söyledi. Kanama artarsa aramamı ve hemen muayenehanesine gitmemi istedi.

İki gündür bebeğimin hareketlerini hissetmeye başlamıştım. Uzandığımda sağıma ya da soluma döndüğümde içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissediyordum. Bir kelebek uçuşu ya da bir kuş kanadının çırpınışı gibi bir histi. O yüzden kanama olunca çok üzüldüm yine. Onu kaybetmek istemiyordum. Eşim hemen beni annemlere geri götürdü, oda annemde rahat olmamı söyleyip duruyorlardı. O sırada yatağa uzanınca kızımın hareketlerini hissettim bir anda. Sanki anneciğim korkma ben çok iyiyim diyordu. Bu sefer sevinçten ağlamaya başladım. Yine üç dört gün kahverengi akıntılar devam etti. Ama ben her gün bebeğimin hareketlerini hissettiğim için rahatladım, bol bol karnımı sevdim, onunla konuştum.

17+3. Günümüzde kendimi iyi hissediyordum. Doktorumda seyahate izin verdiği için annemlerin Sarozdaki yazlığına geldik.

16.hafta

09.05.2013 Bugüne kadar herşey çok yolunda giderken bugün bir kanamam oldu. Tuvaletteyken öyle bir bağırdım ki anneeeee diye annem koşarak geldi. Hemen eşimi aradım, sonra doktorumuzu. Aksi gibi doktorumuz saat 15:30 a kadar muayenehanesinde olmayacağını söyledi. Sabah'ta saat 11:00 sıraları. Doktoruma dedimki ben yakında bir tıp merkezi var oraya gideyim oda olur dedi. Bir taraftan da nasıl ağlıyorum. Eşim, annem ve ben hemen hastaneye koştuk. Vaginal muayene etti doktor kanama derecesine baktı, rahim boyunu ölçtü. Prolutan depot adında bir iğne, bir serum ve 2 adet progestan hap verdi, 2 saate yakın hastanede kaldık. Kanama tekrarlamayınca eve yolladılar. Tabi ben duramadım ertesi sabah hemen kendi doktoruma gittim. Hemen ultrason muayenesini yaptı doktor herşey çok iyi bir problem yok dedi. Gelmişken dörtlü testini de yapalım dedi. Bir de plasenta previa dan şüphelenerek bol su içmemi tamamen sıkıştıktan sonra tekrar ultason muayenesi yapacağını söyledi. Onu da yaptı ama böyle bir şey de olmadığını söyledi. Bebeğim 15cm ve 160 gr ağırlığındaymış. Çok şükür rahatlamış bir şekilde eve geldik.

Ama bir gece önce hiç uyumadım her dakika tuvalete gittim. Belimde, karnımda ağrılar vardı. Bir kaç gün kahverengi kurumuş kanlar gelmeye devam etti. Benim ömrümde geri gitti desem yeridir. Allahıma çok şükür kızım iyiydi.

Annemin bebişime yaptıkları (3)



Bebeğimin alt değiştirme şiltesi.


İkinci nevresim takımı.

5 Mayıs 2013 Pazar

İlk sekiz hafta

Bugün 18 Mart 2013 itibariyle canım bebeğime hatıra kalacağını düşündüğüm bu bloğu yazmaya başlıyorum. Aslında 8 hafta 2. Günün içindeyim daha önce yazmayı düşünüyordum ama cesaret edemedim. Bebeğime bir şey olursa üzüleceğimi düşündüm ama bugün bir cesaretle yazmaya başladım.

Bizim bebek hasretimiz 8 yıl olmuşken kendiliğinden geldi bebeğim, ailede kimse inanamadı. 2011 yılında bir tüp bebek denememiz bile olmuş ama tutmamıştı. Bunda işimden ayrılmamın çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum tabii herşeyi yüce Rabbim biliyor. Ama işim çok stresliydi tam bir manyakla çalışıyordum desem abartmış olmam. İşimden ayrıldım 10 gün sonra hamile kalmışım. Allahıma şükürler olsun Allahım inşallah sağlıkla kucağımıza almamızı da nasip eder.

Şimdi gelelim bu iki ay nasıl geçti:

Ben 15 gün sonra belirtileri hissetmeye başlamıştım ama yormadım tabiki. Bir kaç gün süren kahverengi noktalar şeklinde kanamalarım oldu, kafam sepet gibiydi, sürekli uyuyordum, bir halsizlik vardıki üzerimde evden çıkamıyordum. Sonra biraz biraz acaba olabilir mi demeye başladım ama annem biraz daha zaman geçmesini hemen test yapmamamı istedi. Haklıydı o güne o kadar o kadar çok test yapmıştım ki sonu hüsran olan. Son reglim 15 Ocaktı ben idrar testi için 13 Şubat'a kadar bekledim ve saat sabahın 5:30 unda kalkıp testi yaptım ve gözlerime inanamadım. 8 yıldır bir kez bile o çift çizgiyi görmemiştim. O an hissettiklerimi sözle anlatmak imkansız tarifsiz bir mutluluk. Sonra başladım hem ağlıyorum hem çığlık atıyorum hem eşime bağırıyorum. O da o saatte hala yatmamıştı koşa koşa yanıma geldi sarıldık ikimizde şaşkındık. Sonra saat 6:00 ya kadar bekledim ve daha fazla dayanamayıp annemi aradım ve tabi uykusundan kaldırdım. Kayınvalidemi saat 11:00 gibi arayıp haber verdik o zaten şüphelendiğimi bir kaç gün öncesinde ki telefon konuşmamızdan biliyordu ve çok heyecanlanmıştı bu sefer içime doğuyor olacak demişti. O yüzden benim aradığımı görünce heyecanlanmıştı ve müjdemi diye açtı telefonu evet deyince başladı ağlamaya.

Doktora gitmek içinse 5 haftanın dolmasını bekledik ve Dr. Ferhat Uysal ile yolculuğumuza başladık ve çok memnunuz. Benim pıhtılaşma problemim olduğu ve sürekli kan sulandırıcı iğne kullandığım için riskli gebelik olacağını düşündük ve Ferhat Bey' in bu konuda uzman olduğunu kuzenim ve eşinden öğrendik onlar da bizim gibi uzun yıllardır bebek özlemi içindeydiler ve bir çok badireden sonra 2012 14 Ekim'inde bebeklerini kucaklarına aldılar.

Şimdi gelelim neler yaşadığıma yaklaşık iki haftadır bulantılarım var ama yemek yedikten sonra oluyor benimki. Yemeğin son yudumunu yutup yatağa gitmezsem istifra edecek kıvama geliyorum. Bu yüzden iki aydır salonda ki kanepede yatar vaziyetteyim. Bir de sabahları müthiş acıkmış uyanıyorum herşeyi yiyebilecek gibi hissediyorum kendimi. Tabii kendim asla yemek hazırlıyamıyor ve mutfağa giremiyorum her türlü koku öğürmem için yetiyor. Bu yüzden annem ve eşim dönüşümlü olarak benle ilgileniyorlar sağolsunlar haklarını nasıl ödeyeceğim bilemiyorum. Herhalde bebeğimi kucaklarına aldıkları zaman hepsine değecek.

Bunlardan başka bir de duygusal değişimler var. Bazen ağlıyorum sebepsiz bazen gülüyorum. Bir de bazen çok endişeleniyorum bir şey olacak onu kaybedeceğim diye. İnşallah böyle bir şey olmaz. Doktor günlerini iple çekiyorum kalp sesini duyunca müthiş rahatlıyorum duygulanıyorum. Bir de şu yeni çıkan Toyota Auris reklamına eşimde ben de bitiyoruz. Reklam ilk oynamaya başladığında içimiz cız etmişti. Meğer o zaman bile hamileymişim.

Bugünlük bu kadar yeter sanırım tekrar devam etmek üzere.

Annemin bebişime yaptıkları (2)




Zeynep kızımın kuzulu battaniyesi. Üzerini anneannesi tamamen Brezilya nakışı ve diğer nakış teknikleri ile işledi.





















Bu da kuzuların yakından görünüşü.

Bebeğimin cinsiyeti belli oldu

Dün heyecanla doktorumuza gittik. 10-15 dakikalık bir muayeneden sonra kızımız olacağını öğrendik. Daha önce içimize doğmuş gibi kızımız olursa diye ismini Zeynep düşünmüştük. Fakat hiç erkek ismi seçememiştik. Şimdilik Zeynep adında kararlıyız. Zeynep "Değerli taşlar, mücevherler" anlamında ki Arapça kökenli bir kelimeymiş. Aynı zamanda Peygamber efendimizin eşinin ve kızının da adlarıymış. Diğer bir anlamı ise "Babasının süsü, kıymetlisi" demekmiş. TV de seyrettiğim bir isim analistine göre Zeynep ismindekiler akademik anlamda ve hayatta başarılı oluyorlarmış. Bu yüzden biz bu ismi kanıksadık şimdilik.


Ben aslında iki isim istiyorum. Kız olursa Zeynep Özüm istiyorum ama 
eşim istemiyor belki Zeynep Ece' de olabilir bakalım. Yarından sonra bu konu hakkında epey kafa 
yoracağız sanırım.


İkili test sonucumu da öğrendik. Down sendromu riski 1/6300 , sadece yaşa bakılırsa 1/188 miş. Doktorumuz 6300 bebekten sadece birinin down sendromlu olarak doğacağını söyledi. Buna rağmen üç hafta sonra dörtlü test yapmaya da karar verdik. İçim rahat etsin istiyorum. Tabi tüm bu testler %100 sağlıklı bir bebek olacağını garanti etmiyor. Sadece riskin tespiti için ve risk yüksekse amniyon sıvısı alınarak bebeğin down sendromlu olup olmadığına %100 karar veriliyor. Bunun sonucunda ülkemizde yasal olarak ve tıbben hamileliği sonlandırma şansı var ailelerin. Ancak Allah korusun ben böyle bir şey düşünmüyorum. Allah'a sığınıp sağlıklı bir bebek vermesi için dua ediyorum. Allah kimseyi de bizi de evlatlarımızla sınamasın dilerim.